"Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir"
İnsanoğlu yaşadığı anın kıymetini, o anın eksikliğini yaşadığı zaman anlarmış minvalinde bir cümle var, hepimize yaşadığımız anı geriye çekilip izlediğimizde çok şükür dedirten. "İkra kitabeke (kitabını oku)" denilen süreci yaşıyorum şu anda. Bir önceki yazımda hukukçu olmadığım gibi şimdikinde de müfessir değilim. Ama bu ayet beni özellikle her zaman etkilemiştir. Belki biraz da Yunus Emre'nin "bir ben var bende benden içeri" mısralarıyla bağdaştırdığım içindir. Bilemiyorum her şey olabilir. Bu ayetten herkes kendine dönmenin, nefsini tanımanın, şayet mücadele edecekse mücadeleye onunla başlamanın gerekliliğini anlayabilir. Zira devamında "bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter" demektedir. Yani sorgu melekleri gelmeden önce insanın nefsi onu sorguya çeker, kimi dinler kimi susturur onu. Tanıdık geliyor değil mi? Vicdan! Bir hocam aklın, vicdanın ve haddin olsun bilgiyle alim olunmaz derdi. Akıl, vicdan ve had (sınır, ölçü...). Bakıldığında güzel ama çok ağır kelimeler... Üzerinde ayrı ayrı düşünmeye değer kelimeler...
İnsanoğlu yaşadığı anın kıymetini bilmeli. Kimi hüznünü, kimi sevincini, kimi öfkesini... Dolu dolu yaşamalı haddince. Ben bildim mi? Şu an bu satırları yazdığıma göre bilebildiğimi düşünmüyorum. Başlıkta yazdığım yaşamayı bilmekle yaşadığın anın kıymetini bilmek arasında fark var. Ben yaşamayı bildim ama o anın kıymetini bilemedim. Yaşamayı bildim çünkü mutluydum. Yaşadığım anın kıymetini bilemedim çünkü hep bir olumsuzluğa takılıp dert edindim. İlkini de ikincisini de eşim sayesinde öğrendim. İlkinde onunla tanışmadan önce bir şeyler karaladığımı bildiğinden "benim için neden şiir yazmıyorsun" diye sorduğunda İsmet Özel'in "yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir" mısraını okurdum. Öyleydi de "şiir mutsuz adam işi" derdim hep. Ben ne kadar böyle desem de hep bekledi birkaç mısra. Yazamadım... Şiiri yaşıyorken kim şiir yazabilirdi ki. İkincisinde boş yere dert edinmişim her şeyi. Hep olumsuzu düşünmekten ne çocuğumuz olduğu için sevinebildim ne bir şeyler yaptığımızda yahut aldığımızda. Oysa eşim mutlu olduğumu görmek için gözlerimin içine bakardı uzunca. Bilmezdi içimde uçan kelebekleri... Her an çok şükür deyişlerimi... Asıl derdi şimdi bildim tıpkı ölümü bildiğim gibi. Peki bundan sonra ne olacak? Önemli mi ki...
Yorumlar
Yorum Gönder