İBNÜ'L HEYSEM


Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Asıl Adı Ebû Ali El Hasan İbnü’l Heysemdir. Batı dünyasında Alhazen olarak tanınır. Bunun nedeni dördüncü derecede bir denklemle çözülebilecek olan ünlü Alhazen problemini parabolle çözmesiyle bu adı alır. İbnü’l Heysem 965 yılında Basra’da doğdu. Öğrenimini Bağdat ve Kahire de tamamladır. Basra’da doğması nedeniyle El Basrî, Mısır da yaşamış olması nedeniylede El Mısrî adını almıştır. Ailesi hakkında hemen hemen hiç bilgi yoktur. Basra dayken bilim alanında şöhretini duyan Mısır Fatımî hanedanından halife El-Hakem’in çağrısı üzerine Mısır’a gitmiştir. Nil nehrine baraj yapma fikrini ilk o düşünmüş ve halifeye sunmuştur. Yine Nil’in taşmasını ve yarattığı zararları önleme planı başarısızlığa uğrayınca, hükümdarın gözünden düşmüş ve hatta gazabına uğramıştır. Zaten bundan sonra ki faaliyetlerini hükümdardan kaçarak yapmıştır.
Öğrenimi sırasında sadece Doğu bilginlerinin değil, aynı zamanda Öklid, Batlamyus gibi Batı Bilim adarmlarının eserlerini de okumuştu. Fizik, matematik, astronomi ve felsefe konularında birçok eserin yanı sıra, Doğu ve Batı(Eski Yunan) bilim dünyasının önde gelen bilim adamlarının eserlerine de açıklamalar yazmıştır. İbnü’l Heysem’in çeşitli bilim dallarındaki buluşlarından en önemlisi, ışık inceleme bilimi olan optik konusundadır. Dr. Sigrid Hanke’nin “Avrupa’nın üzerine doğan İslam güneşi” adlı eserinde de belirttiği gibi, Batı bilim dünyasının önde gelen bilim adamlarından Öklıd ile Batlamyus, gözün görülebilir cisimler doğrultusunda ışınlar yaydığını öğretmeye çalışmışlardı. İbnü’l Heysem ise, “Görülecek cismin şekli, ışık vasıtasıyla gözden girer ve orada mercekler vasıtasıyla nakledilir” görüşünü ileri sürerek yaptığı sayısız denemelerle göz sisteminin görme sinirleri ile beyne intikal ettiğini ortaya koydu. O optik bilimini kökten değiştirerek konuya getirdiği esaslı matematiksel inceleme tavrını olgunun fiziksel boyutunu da işin içine katarak ve son derece özenli ve ayrıntılı deneyler düzenleyerek, modern anlamda bir matematiksel fizik çalışmasını gerçekleştirmeyi başarmıştır.

İbnü’l Heysem küresel ve parabolik aynalar ile büyüteçler üzerindeki incelemeleriyle kendisinden sonra gelen Bacon ve Kapler’e etki etmiştir. Mantık, ahlak, politika, şiir, müzik, teoloji, optik, astronomi ve matematik alanında da 90’a yakın eser vermiştir. Eserleri başta Latince olmak üzere birçok batı dillerine çevrilmiştir. Astronomi konusunda yaptığı buluşlarıyla da dikkatleri çeken ibnü’l Heysem, Lütfi Göker’in “Fen Bilimleri Tarihi” adlı eserinde belirttiğine göre, yaptığı gözlemlerde atmosferden geçen ışık ışınlarının kırılma ve yutulmaya maruz kaldıkları düşüncesini uygulamalı olarak ilk defa kullanmış ve hazırladığı astronomi cetvelleriyle bütün ortaçağ astronomi bilimi çalışmalarına temel teşkil etmiştir. Optik alanında Doğu ve Batıda XVII. Yüzyıla kadar otorite kabul edilmiştir. Karanlık oda veya karanlık kamerada ilk defa onun tarafından bulunmuştur. Onun bu icadı, gündüzleri güneş ve gök cisimlerini inceleyebilmek ve bazı optik olayları açıklayabilmek içindi. Bu daha sonraki yüzyıllarda bazı optik aletlerin, özellikle fotoğraf ve film makinelerinin icadına vesile olmuştur.

İbnü’l Heysem, Aristoyu uzun süre uğraştıran ay halesi ve gökkuşağı konularıyla da meşgul oldu. Gözlüğün keşfi de yine onun tarafından icat edilmiştir. İbnü’l Heysem’in üzerinde özenle durulması gereken diğer önemli çalışmaları ise, yerçekimi ve cisimlerin yere düşmesi konularıdır. Bu konularda yaptığı bilimsel çalışmalarda kendisinden yaklaşık 700 yıl sonra gelen Newton ve Galileo’ya öncülük etmiştir.

Eserlerinden en önemli ikisi; Kitâbü’l-Menâzır ve Kitâbü’l-Azlel’dir. Kitâbü’l-Azlel; Ay ve güneşin tutulmasını konu edinir. Kitâbü’l-Menâzır ise, ilk defa 1270 yılında Polonyalı Fizikçi Pole Vitelle tarafından Latinceye çevirisi yapıldı. Ayın cilalı bir ayna olmadığı halde ışığı yansıtma kabiliyetini ele alır. Bu onu bütün renkli cisimlerin ışık yaydığı sonucuna götürmüştü. İspatlamak için el-beytü’l-müzlim’i yaptı. Bu karanlık oda demektir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Taksirle ya da kastî adam öldürmek

"Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir"

Hazan