KİNDİ
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Tam adı Ebu Yusuf Yâkub bin İshak
el- Kindî’dir. El- Kindî lakabını Güney Arabistan’ın meşhur Kinde kâbilesi
soyundan geldiği için almıştır.[1]
M. IX. yüzyılda (803-873) yaşamış olan Kindî, Kûfe’de doğmuş, Basra ve Bağdat’ta
tahsîlini görmüştür.[2]
Babası Kûfe şehrinin idarecisi olduğundan ilk tahsîl yıllarını burada
geçirmiştir ki Kûfe dönemin ilim merkezlerinden birisidir.[3]
Abbasî sarayında bulunduğu sıralarda Halîfe Me’mun’un M. 830 yılında kurmuş
olduğu Beytü’l-Hikme topluluğu arasında yer alarak çeviri faaliyetlerinde
bulunmuştur. Bu dönemlerde özgür düşünce ortamı vardı, bu şekilde Kindî
Mu’tezile devlet yöneticilerinden destek görerek çalışmalarını sürdürmüş olsa
da Mütevekkil zamanında vuku’ bulan mezhep değişikliğinden dolayı saraydan uzaklaştırılarak
kütüphanesine de bir süre el konulmuştur.[4]
Bu da Kindî’nin eski üretkenliğini yitirmesine sebep olmuştur. İlk İslâm filozofu
hatta Arapların filozofu[5]
olarak adlandırılmış, İslâm toplumunda Kelâm hareketinin başlatıcısı olarak
görülmüştür. Buna karşın Cavit Sunar Kindî yerine Farabi’yi ilk İslâm filozofu
olarak kabul eder. Kindî için “O, sadece,
bir geçit filozofundan başka değildir.” der.[6]
Kindî ayrıca Meşşâi[7]
felsefesinin de babası olarak kabul edilir. Batı’da en çok tanınan
şahsiyetlerden biri olan Kindî, Alchandrinus olarak bilinir.[8]
O, filozof olmanın yanı sıra matematikçi, fizikçi, astronom, doktor ve
coğrafyacı olarak felsefe, tıp, matematik, astronomi, ilâhiyat, siyâset,
psikoloji, diyalektik, optik, kimya vb. alanlarda yaklaşık 277 eser kaleme
almıştır.[9]
Yapmış olduğu tercüme eserlerine kendine ait görüşleri de katarak özgün eserler
ortaya çıkarmıştır. “Yunan kuru
nazariyeciliğini” reddedip düşünce sistemini matematiksel bir temele
oturtarak yeni fikirler üretmiştir. O, matematiğin ilk öğrenilmesi gereken ilim
olduğunu söyler. Zaten ilimleri Nazarî ve Amelî olarak ikiye ayırır. Nazarî
ilimler metafizik, matematik ve fizik olmak üzere insan kudret ve ihtiyârının
rolünün olmadığı ilimlerdir. Amelî ilimler ise ahlâk, ekonomi ve sosyoloji
olmak üzere insan kudret ve ihtiyârının rolünün olduğu ilimlerdir.[10]
Matematik ilimlerini (aritmetik, geometri, astronomi ve te’lif) öğrenmeyen
kişinin geride kalan ilimlere dair bilgileri edinse dahi o bilgilerin özüne erişemeyeceğini
ve o kişinin rivâyetçiden başka bir şey olamayacağını söyler.[11]
Kindî, her ilmin kendisine ait
metodunun olduğunu, farklı metot uygulandığı takdirde amaç doğrultusundaki
bilgiye ulaşılamayacağını, ancak doğru metotla hakîkî bilgiye ulaşılabileceğini
söylemiştir.[12]
Ali Çimen, Kindî’yi İzafiyet
Teorisi’ni kendince yorumlamasından dolayı İslâm dünyasının Einstein’ı olarak
görse de kronolojik bir hata yapmaktadır, çünkü Einstein, Kindî’den bin yıl
kadar sonra yaşamıştır. Bu bağlamda Einstein’a Avrupa’nın Kindî’si demek daha
doğrudur. Kindî’nin, İzafiyet Teorisi’nin temeli denilebilecek yorumu şu
şekildedir: “Yavaş dediğimiz şey, uzun
zaman içinde belli bir mesafenin kat edilmesidir. Hızlılık ise kısa zaman
içinde yine aynı mesafenin kat edilmesidir.” Bu şekilde cismin zamanla,
zamanın cisimle, mekânın hareketle, hareketinde mekânla yâni hepsinin
birbirleriyle bağlantılı olduğunu söylemiştir.[13]
Fizik alanında incelemeler yapmış, ışığın kırılması konusunda optik üzerine bir
eser yazmıştır.[14]
Roger Bacon’a da optik konusunda etki etmiştir.[15]
Tıp alanında o dönemde kullanılan ilaçların dozlarını belirlemiş, müzik
alanında da uyumu yakalamak için bir araya getirilen çeşitli notaların her
birinin belli bir perdeye sahip olduğunu söylemiştir.[16]
Bu bağlamda matematiği tıbba ve müziğe uyguladığını söyleyebiliriz. Müzik
konusunda eser veren ve eserleri günümüze ulaşan ilk müzik kuramcısıdır.[17]
Kindî, kişinin nefsini maddiyâttan temizlediği ölçüde gelecekte olacak olan
olayların görülebileceğini söylemiştir. [18]
Kindî felsefeyi “…insanın gücü ölçüsünde,
eşyanın hakikatlerini bilmesi” olarak tanımlamaktadır ve devam etmektedir, “Çünkü,
filozofun, bilgiden amacı; gerçeğin bilgisini elde etmek, amelden amacı ise;
hakikate göre davranışta bulunmaktır.”[19]
O din ile felsefenin hakîkate farklı şekillerde ulaşılsa da amaçlarının bir
olması yönüyle birbirleriyle çatışmayacaklarını söyler. Ona göre Kur’ân ilâhî
bir felsefedir. Peygamberde (s.a.v.) onun belâgatını yapan üstün bir
filozoftur. Din ile felsefenin çatıştığını söyleyen ve felsefeyi
dışlayanlarında, sebep ve delil göstermelerinin gerekliliğinden dolayı aslında
felsefe yaptıklarını söylemektedir.[20]
Böylece din ile felsefenin harmanlanmasında Kindî önemli bir yer almaktadır.
Kindî, Serahsî, Ebu Mâşer ve Ebu
Zeyd Belhî gibi İslâm dünyasına önemli katkılarda bulunan öğrencilerde
yetiştirmiştir. Batı’da Roger Bacon, Gerarde de Cremona, Witelo, Yahûdi İsak
al- İsrail gibi ilim adamlarına öncülük etmiştir. Sadece Batı’da değil Fârâbî,
İbn Sînâ gibi Doğu’daki Müslüman âlimlere de öncülük etmiştir. [21]
[1]
Ömer Altıntop, Tarihe Işık Tutan Müslüman
Bilim Adamları, İstanbul 2011, s.213.
[2]
Cavit Sunar, “İslâm Meşşaî Felsefesinde İlk Adım(El-Kindî)”, Ankara
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, XVII(1969), Sayı: 1, s. 29; Tj. De Boer,
“Kindî”, İA, İstanbul 1995, VI,
s.813.
[3]
Ömer Altıntop, a.g.e., s.213.
[4]
Tj. De Boer, a.g.m., s.813; Bahsi geçen kütüphane Bağdat’tadır ve Kindî
Kütüphanesi olarak adlandırılmıştır. Bkz.: Nesrin Akan, “VIII- XIII. Yüzyıllar
Arası İslam Felsefesi’nde Müziğe Genel Bakış: El-Kindi, Farabi, İbn Sina”, Kalemişi,
III(2015), Sayı: 6, s.94.
[5]
Alev Alatlı, “ ‘Doğu-Batı’ İçi Boş Bir Tasnif”, Doğu Batı Dergisi, 1998, Sayı:
2, s. 98.
[6]
Cavit Sunar, a.g.m., s.48.
[7]
Meşşâilik, İslâm dünyasındaki felsefenin ana damarıdır. İslâm dünyasında
Aristutalis olarak bilinir. Aristo’nun mantık ve metafizik başta olmak üzere
bütün düşüncelerinin Müslümanlarca yorum ve etkileridir. En önemli temsilcileri
Kindî, Fârâbî, İbn Miskeveyh, İbn Sînâ, İbn Bâcce ve İbn Rüşd’dür. Bkz.:İbrahim
Sarıçam- Seyfettin Erşahin, İslam
Medeniyeti Tarihi, Ankara 2014, s.152.
[8]
Ömer Altıntop, a.g.e., s.213.
[9]
Ali Çimen, Tarihi Değiştiren Bilginler,
İstanbul 2008, s.48.
[10]
Cavit Sunar, a.g.m., s.31.
[11]
İbrahim Kılıç, Kindî’nin Bilgi Teorisi,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri (İslam
Felsefesi) Ana Bilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2003, s.12.
[12]
Gös. yer, s.17.
[13]
Gös. yer, s.47-48.
[14]
Celal Yıldırım, Bilim Tarihi,
İstanbul 2001, s.65.
[15]
Alev Alatlı, a.g.m., s.98.
[16]
Ali Çimen, a.g.e., s. 49.
[17]
Nesrin Akan, a.g.m., s. 95.
[18]
Atilla Arkan, “Kindî ve İbn Rüşd’de İnsan Tasavvuru”, İslâm Araştırmaları
Dergisi, 2004, Sayı:12, s.51.
[19]
İbrahim Kılıç, a.g.t., s.11.
[20]
Gös. yer, s. 16.
[21]
Ömer Altıntop, a.g.e., s.216.
Yorumlar
Yorum Gönder